iz peşinde

Evlerinin Kucaklaştığı Şehir: Mardin

Fotoğraf serüvenimiz, 2015 Mayıs’ında biz Bolu Fotoğraf Sanatı Derneği (BOFSAD) üyelerini ve gönüllülerini, Mezopotamya’nın uçsuz bucaksız topraklarına, medeniyetlerin kucaklaştığı coğrafyaya, “Güneş Ülkesi” Mardin‘e sürükledi. Sürükledi demem sizi aldatmasın, çünkü bu gezi aslında bizim için özel olarak düzenlenmiş ve bizlerin de rızaen dahil olduğu, son derece keyifli bir keşif turuydu.

Kadim uygarlıkların beşiği olan bu zarif “Taş Şehir” bir yandan Kuzey Mezopotamya’nın verimli topraklarına uzanırken, bir yandan da yaşatmaya devam ettiği kültür mirası ile tarihin esrarengiz dehlizlerinde yolculuk fırsatı sunuyor meraklılarına.

Tarihi M.Ö. 8000’e kadar götürülebilen şehir en parlak dönemini, başkentliğini yaptığı Artuklular devrinde, 12. ve 15. yüzyıllar arasında (1102-1409) yaşamış; 1042’de Türkmenlerin adeta akmaya başladığı bölge, ancak 1514’te Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye hakimiyetine girmiş.

Mardin demek, taş işçiliği demek. Hiçbiri bir diğerinin güneşini engellemeyen ve enteresan taş işçiliklerinin envai çeşitlerini gururla taşıyan Mardin evleri, birbirini kucaklıyor adeta; kültürler gibi onlar da sarılıyor birbirlerine, meczoluyorlar.

Mardin - Genel Görünüm

Mardin – Genel Görünüm

Mardin, esasen “Eski Mardin” ve “Yenişehir” olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor. İşin bizi ilgilendiren kısmı, Kaburgacı Selim Amca’yı ve Yay Grand Oteli saymazsak, elbette Eski Mardin. Mardin dışında ise Dara Antik Kenti, Midyat ve Midyat Köyleri, Savur, Hasankeyf; dokusuna vakıf olmaya çalıştığımız diğer yerlerdi. Üzülerek söylüyorum ki güvenlik gerekçesiyle Nusaybin ve Kızıltepe’ye gidemedik.

Kaburgacı Selim Amca demişken tabi bir de Mardin Mutfağından söz etmek gerek: İçi pilavla doldurularak pişirilen kaburga dolması, hemen herkesin aşina olduğu içli köfte, soğuk olarak servis edilen yoğurtlu buğday çorbası diyebileceğim ancak ailesi Mardin’de yaşayan arkadaşımın “Meyri” olarak isimlendirdiği “Lebbeniye”, işkembe dolması, tadı bana ve birçok arkadaşıma hazır kahve gibi geldiği için inanmakta zorlandığımız ancak sevgili Mardinlilerin içinde hazır kahve olduğunu kesinlikle kabul etmediği dibek kahvesi, defalarca damıtılarak hazırlanabilen kakuleli mırra kahvesi, renk renk badem şekerleri vs.

Mezopotamya Ovası

Mezopotamya Ovası

Eski Mardin’den güneye, Mezopotamya’ya bakıyorsanız, uçsuz bucaksız bir ovayı değil de adeta bir denizi izliyormuşsunuz duygusuna engel olamıyor; Eski Mardin’e, özellikle de akşam vakti uzaktan bakıyorsanız inci inci işlenmiş bir gerdanlığı seyre dalmış hissine kapılıyorsunuz.

Mardin - Gerdanlik

Mardin – Gerdanlik

Mardin - Abbara

Mardin – Abbara

Mardin, hasseten Midyat deyince akla gümüş işleme sanatı “Telkari” geliyor. Yine Mardin deyince ilk etapta akla geliveren Artuklu Devleti, Süryaniler, Yezidiler, Keldaniler, zanaatkarlar, mimarisinde sık sık karşımıza çıkan ve dahiyane bir mühendislik çözümü olmasına karşın sosyal hayata etkileri yadsınamaz boyuta varan “Abbara”lar, emeklilik için gün sayan(!) kadrolu merkepler ve şahmaran kültüründen söz etmemek olmaz. Yaygın Süryani Cemaatinin yaşaması hasebiyle Sami dil grubundan olan ve Hz.İsa’nın lisanı olarak bilinen Aramca (Aramice) kullanım alanı buluyorsa da şehirde hakim lisan yine bir başka Sami dil grubu mensubu olan Arapça. Aramca’dan söz açılmışken, 80’li yıllarda bulunarak bugün Genel Kurmay’da korunan ve Hz.İsa’nın havarilerinden Kıbrıslı Aziz Barnabas tarafından yazılmış bulunan en eski İncil nüshalarından biri “Apokrifal”den de söz ederek, meraklılarının Aydoğan Vatandaş’ın Apokrifal isimli kitabına müracaatını tavsiye edebilirim. Ayrıca içinde Süryanice’nin de yer aldığı 27 (Evet, yirmi yedi) dili okuyabilen, İslam Bilim Tarihi alanında gezegenimiz üzerindeki en büyük otorite olan Prof.Dr.Fuat Sezgin hocamızı da hürmetle anıyor, ellerinden öpüyorum.

Mardin - Ustalar

Mardin – Ustalar

Biraz da Mardin mimarisinden ve dikkate şayan eserlerden söz etmem gerekirse; şehrin nispeten biraz daha tenha bir bölgesindeki Kasımiye Medresesi, Zinciriye (İsa Bey) Medresesi, Süryani lezzetlerinin tadılabileceği Cercis Murat Konağı, Ulu Cami, Latifiye Camii, Şehidiye Camii Medresesi, Metropolitlik konumundaki Kırklar (Mor Behnam) Kilisesi, Deyrulzaferan (Safran) Manastırı, Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı, Vilayet Binası, Sabancı Müzesi, Ermeni mimar Lole tarafından yapılan Postane Binası ile belki de şehrin dokusuna en büyük katkıyı sağlayan ve sivil mimarinin en güzel örneklerini teşkil eden, güneşin batışıyla her akşam üzeri kızıla boyanan o muhteşem taş evler, ilk aklıma gelenler.

Mardin - Genel Gorunum 2

Mardin – Genel Görünüm 2

Ancak Mardin’deki belli başlı eserlere biraz daha yakından bakmaya çalıştığım yazım, tahminimden daha uzun olduğu için iki bölüm halinde yayınlamak zorunda kaldım. Yazımın ikinci kısmını oluşturan Mardin-Midyat-Savur-Hasankeyf bölümü için tıklayınız

Mardin’de çektiğim ancak burada tamamına yer veremediğim fotoğraflardan oluşan web albümünü gezmek için tıklayınız: Güneş Ülkesi: Mardin*

 
[osm_map_v3 map_center=”37.246,40.759″ zoom=”8″ width=”100%” height=”450″ map_border=”thin solid grey”]

*Çok sevdiğim bu tanım, keşif turumuza büyük katkısı olan kitabına da isim olarak seçen Nükhet Everi hanımefendiye ait, emeği için kendisine teşekkürlerimi arz ederim.

 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bodrum escort kuşadası escort bayan